NEFES ALMAYI BİLMEK-15. BÖLÜM
Nefes Almayı Bilmek kitabı serimize devam ediyoruz. Kitabın yazarı Dennis Lewis diyor ki;
“Birçoğumuz, zihinlerinde ve vücutlarında çok fazla gerilim taşıması yüzünden kollarını yanlara doğru açılmış posizyonda iki dakikadan fazla tutmakta zorlanır. Sadece kaslarınızı kullanarak bunu yapmayı denerseniz de yine ne kadar zor olduğunu görebilirsiniz. Bu egzersizi gayretsiz bir şekilde yapacaksanız dikkat etmeniz gereken, kendinizle tamamen yeni bir ilişki—kollarınızı kaldırırken kendi iradenizi kullanmanız yerine, varlığın nefesinin kollarınızı kaldırmasını sağlayan bir ilişki— kurmaktır. Bu ne anlama geliyor? Öncelikle, kendinizle tıpkı gerçek dünyadaymış gibi bilinçli bir şekilde bütünleşmiş olmanız gerektiği anlamına gelir. Örneğin farkında olun veya olmayın, her zaman yer tarafından desteklenirsiniz. Öyleyse şimdi kendinizi yukarı doğru bırakmayı deneyin. Şimdi bu "asılı kalmaya" dâhil olan gereksiz zihinsel ve duygusal yüklerin farkına varıp onları ortadan kaldırın. Rahatlayın ve kaslarınızın yerçekimi kuvvetiyle yukarı yönlü bir ilişki içine girişini basitçe gözlemleyin. Şimdiyi deneyimlemesi için kendinize izin verin. Nefesi içinize çekip, kollarınızı yanlara doğru açmak için kaldırırken (sağ avuç aşağı, sol avuç yukarı bakacak şekilde), yerdeki ayaklarınızı tamamen hissedin. İki yönlü hareketi—ağırlığınızın yere doğru gösterdiği eğilim ve kollarınızın, nefesi içinize çekişiniz esnasındaki yükselişi— eş zamanlı olarak algılayın. Ağırlığınızın yere doğru olan eğilimine özellikle nefes verirken dikkatinizi daha çok odaklayın.
Şimdi kollarınız yanlardayken burnunuzdan yavaşça nefes alıp vermeye devam edin ve vücudunuzu yukarıdan aşağı doğru farkındalıkla taramadan geçirin. Her türlü gerilimi vücudunuzda aşağı doğru yönlendirerek, ayaklarınıza ve oradan da yere gönderin. Başınızın tepesinden başlayın ve yavaşça alnınıza, gözlerinize, kafatasınızın köküne, çenenize, boynunuza, omuzlarınıza, kol ve ellerinize, göğsünüze, sırtınıza, karnınıza, kasıklarınıza, bacaklarınıza ve oradan da ayaklarınıza doğru devam edin. Omuzlarınız, kürek kemikleriniz ve kollarınız için diğerlerinden biraz daha fazla zaman harcayın. Bir gerilimin buz türevi algısını deneyimlerken, onun farkındalığınızın sıcaklığıyla erimesini sağlayın ve dağlardan gelen akarsular gibi vücudunuzdan akıp gitmesine izin verin. Tüm vücudunuzu bu şekilde tarayın. Ne kadar çok rahatlar ve kendinizle bütünleşirseniz, kollarınızı asılı tutmanızın o kadar daha kolay olacağını fark edin. Bu egzersiz sırasında bir noktada "ben" algısını belki de daha önce hiç olmadığı kadar derinden hissedeceksiniz. Bu algı sizin en derin seviyede, özünüzü oluşturan saf farkındalık, saf boşluk ve saf sessizliktir. Ayrıca kollarınızı asılı tutanın iradeniz değil, varlığın nefesi olduğunun da farkına varabilirsiniz. Bu posizyonda rahatsızlık hissi duyana kadar kalın. Egzersizi sonlandırmaya hazır olduğunuz zaman, nefesinizi içinize çekerken kollarınızı yavaşça başınızın üstüne kaldırıp sol avuç içinizi sağ elinizin üstüne koyun ve sonra nefesinizi verişinizle beraber yavaşça kollarınızı indirin. En az beş dakika boyunca, öylece ayakta durup nefes alın ve özünüzde olduğunuz kişi olun.
Biz İki Doğal Varlıklarız. Kendimizi her nasıl görüyorsak görelim; Tanrı'ya inanalım veya inanmayalım, daha önce de dikkat çektiğim gibi şurası açıktır ki bizler gizemli bir şekilde iki tabiatlı varlıklarız—boşluk ve şekil, yokluk ve varlık, bilinç ve nesnellik, sessizlik ve ses, alt ve üst, gök ve yer vs. İnsan olarak nihai sorumluluğumuz, sürekli var olan birliği deneyimlemektir. Veya belki bu birliği, daha doğru bir şekilde çift olmama durumu—günlük yaşamlarımızdaki iki doğamıza dair— olarak tanımlayabiliriz. Ancak bunu idrak ederek gerçekte olduğumuz kişi olabiliriz. Maalesef toplumumuz—ve hatta dinlerimiz bile—, bilinmezliğin içinde kendilerini belli eden engin derinlikleri deneyimlemeye yöneltmektense, genelde gözümüzün önünde duran nesnelere daha çok dikkatimizi çeker. Elbette ki iki-doğalı varlığımızın "çift olmama durumunun" gerçekliğini keşfetmemizin birçok yolu vardır—meditasyon, dua, kendine ulaşma isteği vs. Bu kitapta, gerçeği keşfetmek için kullandığımız yol, kendisini her an vücudumuzda gösteren varoluş nefesidir. Bu keşif yolculuğumuzu tamamlamadan önce, içinizdeki "gök ve yer", "boşluk ve şekli" bağlantılarını derin bir şekilde deneyimlemenize yardımcı olacak iki egzersizden daha bahsetmek istiyorum. Harekete geçmeden önce vücudunuza dönün ve nefesinize teslim olun. Bilinmezlikten gelen ve yine ona dönen nefesinize dikkatinizi odaklayın. Ama bunu, derinliklerinizde keşfettiğiniz mutlak sessizlik boyutundan yapın. Ne gariptir ki içinizdeki boşluğu veya bilinç bedeninizi deneyimlemenin en etkili yollarından biri onun zıt kavramı olan madde bedeninizden geçer. Vücudunuzdaki çeşitli hisleri daha yakından tanıdıkça onların ana kaynağı olan sessizliğe, enginliğe de daha çok yakınlaşmaya ve uyanışa başlarsınız. Ama bunun olması için vücudunuzu zihninizden bağımsız bir varlıkmış gibi algılamanıza yol açan kasılmalarınızdan ve iç gerilimlerinizden kurtulmalısınız. Şimdi ayakta durup, ayaklarınızı kalçanızın genişliği kadar açın ve dizlerinizi hafifçe bükün. Bu pozisyondayken, sağlam bir şekilde yere basan ayaklarınızı hissedin ve ayak bileği eklemleriniz, sanki bir minderin üzerinde dinleniyormuş veya su pınarında salınıyormuş gibi yumuşayıp rahatlayana kadar geriye, öne ve yanlara doğru vücudunuzu sallayın. Başınızın tepesinden başlayarak, ayaklarınıza kadar tüm vücudunuzu en az on dakika sürecek şekilde farkındalıkla tarayın. Bu tarama esnasında nefesinizi tutmadığınızdan emin olun. Sadece solunumunuzun devam etmesine izin verin. Herhangi bir yerinizde gerilim veya rahatsızlık olduğunu— bir sertlik veya buz türevi soğukluk hissi—görürseniz, basit bir şekilde dikkatinizin sıcak ışığını o bölgeye yöneltin ve bu buz türevi algının kendiliğinden eriyip sıvıya dönüşmesini bekleyin. Sonra yine basitçe bu sıvı algının, su gibi aşağılara doğru akışını hissedin ve daha aşağılarda diğer bir gerilimli bölgeye ulaşırsanız aynı süreci tekrar edin. Acele etmeyin ve her şey aşağı doğru akıp ayaklarınızdan geçerek yere ulaşana kadar devam edin. Farkındalığınız, gereksiz gerilim ve kasılmaları çözüp ortadan kaldırırken vücudunuzdaki yüklerin giderek nasıl boşaldığını izleyin. Kendinizle bu yolla ilişki kurarken, vücudunuzun ve nefesinizin giderek şeffaflaşmaya ve boşalmaya başladığını göreceksiniz. Ve kendinizi bir şekilde yerle gök arasında bağlantı kuruyor hâlde bulacaksınız. Bu sadece düşünce boyutunda yaşanan bir deneyim değil, aynı zamanda ve daha önemlisi dolaysız bir algılama olacaktır.

