NEFES ALMAYI BİLMEK 14. BÖLÜM/ NEFESİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Nefes Almayı Bilmek kitabı serimize devam ediyoruz. Kitabın yazarı Dennis Lewis diyor ki;
“Çelişkili gibi görünse de gerçek varlık veya diğer bir değişle doluluk, nefes vermeye, boşalmaya, kişi imajımızdan kurtulmaya ve böylece "var olanı" kavrayabilmemize bağlıdır. 13.bölümdeki hikâyede, Taocu ustayı ziyarete giden öğrenci gibi kendimizi doldurmuşsak, kişi imajımızla aynı frekansta yer almayan diğer titreşimleri ve görmemiz, duymamız veya hissetmemiz mümkün olmayacaktır. Kendimize karşı tutumumuz ve yaklaşım biçimimiz (bilinçli veya bilinçsiz) olan kişi imajımız, kendisiyle uyumlu olmayanı her zaman yok sayma eğilimindedir. Düşünce, duygu ve olaylara yaklaşım tarzlarımızın önünde duran bir çeşit psikolojik tampon gibi çalışır ve bunların fazla açılmalarını engeller. Her zaman "haklı olduğumuza" inanmamızı sağlar. Sadece yaşamımızdaki büyük bir şok veya derin farkındalık çalışmalarımız, kişi imajımız üzerinde bir çatlak yaratarak gerçekleri görmemizi ve yeni şeylerin içeri girmesini mümkün kılar. Nefesimizle bilinçli şekilde çalıştığımız zaman her soluk alışta, vücudumuzun çeşitli fiziksel ve ruhsal boyutlarına dalıp onları keşfetme fırsatı buluruz. Ve her soluk verişteyse varlık boşluğuna doğru bir "eve dönüş" yaşayarak, onun altında yatan ve bizi biz yapan, o geniş, sessiz ve en derin bilinç seviyesine ulaşırız. Gerçekte çift-tabiata —şekil ve boşluk—sahip olduğumuzu ve bu iki tabiatın da her nasılsa "bir" olduğunu görürüz. Bunu aklınızda tutarak, "bilinçli bir şekilde nefes verme" (bir önceki bölüm) egzersizini, elinizden geldiğince basit bir şekilde tekrar deneyin. Buna zaman ayırın. Bir noktaya ulaşıp nefes alma ve nefes vermenin aslında "bir"—olduğumuz ve hep olageldiğimiz varlığın açığa çıkması— olduğunu fark edebilirsiniz. Bu kitap ve videolarda bazı egzersizleri çalışırken, solunum sürecinizi zorladığınızı hissedebilir ve çabuk yorulmanızı buna bağlayabilirsiniz. Örneğin bu şekilde nefesinize odaklanmak zorlayıcı görünebilir. Bu, sıklıkla yaşanan bir durumdur ve birkaç nedene bağlanabilir. Bu nedenlerden biri basitçe, kendinizi fazla zorluyor olmanız ve nefeslerinizin içinizde dolaşmalarını sadece farkındalıkla izlemekle yetinmek yerine onları kontrolünüz altında tutup yönetmeye çalışmanız olabilir. Bu türden bir müdahale, diyaframınızın hareketlerini kısıtlar. Yapmak yerine dinlemek ve izlemenin önemini sürekli vurgulamamın sebeplerinden biridir bu. Diğer bir neden, önceki bölümlerde de ele alıp dikkat çektiğimiz gibi, vücudun nefes alma boşluklarında meydana getirdiğimiz daralmalar olabilir. Bu daralmaların sebebi aldığımız eğitim ve yetiştirilme tarzımızdır; bunlar kendilerini, vücut pozisyonlarımızda, sesimizde, hareketlerimizde ve diğer faaliyetlerimizde açığa vururlar. Bu boşlukları açmak için kişi imajınızı oluşturan, kısıtlandırılmış düşünce ve duygularınızı görüp onlardan kurtulmanız şarttır. Ancak aynı zamanda Tai Chi, Yoga, Qigong, Nefes Terapisi, Uygulamalı Vücut Çalışmaları veya diğer bu tür çalışmaları icra etmeniz de bu boşluklarınızın açılmasına çok yardımcı olur. Bu egzersizleri yaparken zorlanmanıza yol açan üçüncü ve en yaygın neden ise diyaframınızın, yıllar içinde zayıflamış ve solunum sürecinde beraber hareket ettiği diğer kaslarla uyumlu çalışma özelliğini kaybetmiş olması olabilir. Bu kitaptaki ve videolardaki egzersizler, solunum sürecinde çalışan kasların uyum içine girmesine çok büyük ölçüde yardımcı olabilir. Bu son bölümlerde önerdiğim özel pozisyonlar, hareketler ve seslerle çalışmak da ayrıca faydalı olacaktır.
Gördüğümüz gibi, birçoğumuzun vücudunun çekim merkezi, üst göğüste yoğunlaşmıştır. Burası aynı zamanda çoğumuzun sözde arzularını ve beraberinde gelen gerilimleri konumlandırdıkları yerdir. Sıklıkla geleceğe doğru yönelir ve oraya ilk varacak olanın başımız veya göğsümüz olduğunu düşünürüz. Hatta bu durum bazılarımızın belini bile büker. Hayatın darbeleriyle alaşağı olmamak için kendimizi sürekli savunma hâlinde tutarız. Bazen, kendimizi ne kadar zorlarsak, hedeflerimize o kadar çok yaklaşabileceğimize bile inanırız. Bu bazen doğru olabilir ama "kendimizi zorlamak" genelde aşırı ve gereksiz direnç üretir. Bu durum üst göğsümüz, omurgamız, boğazımız ve yüzümüzde ortaya çıkan gerilimler olarak kendini gösterir. Ve bu gerilimler, sadece diyaframın uyumlu bir biçimde çalışmasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda vücudumuzdaki enerji sirkülasyonunu da olumsuz yönde etkiler. Bunu deneyerek görmek için, şimdi ayaklarınızı, kalçanızın veya omuzlarınızın genişliği kadar açarak ayakta durun ve kollarınızı düz bir şekilde yanlara açarak vücudunuza doksan derecelik bir açıyla tutun. Sonra gözlerinizi uzaktaki bir noktaya odaklayın ve başınızı dik ve sabit tutun. Sağ avuç içinizi yere, sol avuç içinizi ise göğe doğru çevirin. Burnunuzdan nefes alıp verirken bu pozisyonda mümkün olduğunca uzun süre kalın. Devam etmek çok rahatsız edici hâle gelmeye başlayınca kollarınızı yavaşça başınızın üstüne doğru kaldırın. Ve başınızın üstünde, sol avuç içinizi sağ elinizin dış kısmının üstüne koyun. Bu pozisyonda birkaç nefes alın ve sonra yavaşça kollarınızı indirin. Bitirmek için her iki elinizin avuç içlerini kullanarak, göğsünüzün ön ve yan kısımlarına vurun. Bunu yaparken aynı zamanda, odanın diğer ucundan rahatça duyulabilecek bir sesle "Haaaaaaaa" deyin. Göğsünüze vurduğunuz darbelerin, çıkardığınız sesin üzerindeki etkilerini duyabiliyor olmanız gerekir. Burnunuzdan nefes verişinizi bitirip, içinizde havanın yaklaşık yüzde 10'u kalınca vurmayı bırakın ve kollarınızı indirin. Bu pozisyonda burnunuzdan üç veya dört nefes alarak solunumunuzun normale dönmesi için bekleyin. Sonra göğse vurarak nefersinizi hissetme egzersizini iki kere daha tekrar edin. Bu tekrarlar arasında nefesinizi normale döndürmeyi unutmayın. Daha sonra nefesinize teslim olun ve sadece nefesinizde değil tüm algılarınızda gerçekleşen değişimleri hissedin.
Bu her iki egzersiz (kollarınızı yana açma ve göğse vurma) ayrı olarak da yapılabilir (özellikle göğse vurma egzersizi). Beraber yapılması, üst göğsünüzdeki gerilimlerin bertaraf edilmesine ve vücudunuzdaki enerji dolanımının daha sağlıklı işlemesine yardım eden güvenli ve güçlü bir tekniktir. Tarif edilen şekliyle kolları yana açmak, üst göğüste ve omurgadaki sıkışmaların gevşemesine yardımcı olur ve "Haaaaaaaaa" diye ses çıkarırken göğsünüze vurmak ise egzersizden oluşan tortu gerilimini ortadan kaldırır. Vurma egzersizi ayrıca göğsünüzde bulunan enerji kanallarında gerçekleşen akım ve hareketleri olumlu yönde etkiler. Bu egzersizi her gün yapmaya devam ettikçe, sonunda kollarınızı en az on beş dakika boyunca rahatsızlık duymadan açık tutabileceğiniz bir noktaya ulaşacaksınız.

