Skip to main content

NEFES ALMAYI BİLMEK 11. BÖLÜM

Nefes Almayı Bilmek kitabı serimize bu video ile devam ediyoruz. Kitabın yazarı Dennis Lewis diyor ki; “Tabii ki çoğumuz bazı uyanış anları yaşamıştır. Burada önemli olan, bu tür anları, günlük yaşamımızla nasıl kaynaştırabileceğimizi öğrenmek ve olumsuzluklar içinde kaybolup kendimizden uzaklaştığımız zamanlarda bunlardan faydalanabilmektir. Bu kitap ve videolardaki egzersizlerin çoğu, bu kaynaşmayı daha mümkün bir hâle getirecek koşulların yaratılmasına yönelik olarak geliştirilmiştir. Ve hemen hemen hepsi, vücut adını verdiğimiz o inanılmaz farkındalık mabediyle ve onun kanalıyla bize ulaşan algılarla daha yakın ilişkiler kurabilmemize yöneliktir. Şimdi, masanızda otururken, ayaktayken veya uzanırken, hatta hangi ruh hâlinde bulunduğunuza bile bakmaksızın her zaman uygulayabileceğiniz basit bir kaynaştırma egzersizinden bahsedeceğiz. Başlamak için önce nefesinize teslim olun. Birkaç dakika boyunca nefesinizi izleyerek, havayı içinize her çekişinizde verdiği genişlik algısını ve her üfleyişinizde meydana gelen boşluğu hissedin. Nefesinizin bu hareketlerine dikkatinizi yönelterek, düşünce ve duygularınızın o genişlik algısı tarafından bir şekilde kapsandığını ve nefes verirken de serbest bırakıldığını fark edin. Bu durumdayken kendinizi birden bire, "şimdi ve burada canlı oluşa" dair derin bilgi ve minnettarlık hissini deneyimlerken bulabilirsiniz.Ve bu deneyim, yüzünüze bir gülümseme getirebilir. Eğer böyle olmazsa gülümsemeyi yüzünüze kendiniz getirin (gülümsemeniz gelse de gelmese de) ve gerilip esnemeye başlayın. Gülümseyerek, yavaş ve rahat bir şekilde mümkün olan her yöne doğru vücudunuzu esnetin ve bunları yaparken dikkatinizi, gülümseyişinize ve esneyen yerlerinize doğru yöneltin. Bu egzersizin hiçbir noktasında nefesinizi tutmayın! Sadece nefesinizin, yaptığınız esneme hareketleri ve gülümseyişiniz tarafından şekillendirilip enerjiyle yüklenmesineizin verin. Her yöne doğru—aşağı, yukarı, yanlara, vs. (tabii ki pozisyonunuza bağlı olarak)— esnediğinizden emin olun. Ve olan her şeyi hissettiğinize de emin olun. Birkaç dakika boyunca gerilip esnedikten sonra ve hâlâ gülümsüyorken, yavaş ve nazikçe, yeni yollarla esnemeyi deneyerek bunun yapıp yapamayacağınızı görün—belki ciğerinizden, kalbinizden, böbreklerinizden, kuyruk sokumunuzdan veya gözlerinizden (esnemenin yeni yollarını bulmak için yaratıcılığınızı kullanın)... Buna zaman ayırın. Bu şekilde en az beş dakika daha çalışın.

Şimdi tekrar nefesinize teslim olun. Nefesinizin, pürüzsüz ve sessiz bir hâle gelerek sizi 'bilmeyişin sükûnetinin' içine doğru çektiğini fark edin. Burası kendinize ve diğer insanlara karşı duyduğunuz tüm olumsuz hislerin kaybolduğu ve ulaştığınız anda kendinizi evinizde hissettiğiniz gerçek varlık boyutunuzdur. Varlığın kalbinde yer alan geniş boşluktan bakacak olursanız, olumsuzluğu basitçe daralma veya küçülme olarak tanımlayabilirsiniz. Olumsuzluk genelde zihnin "var olanı" reddetmesiyle veya yaşanmakta olan deneyimlerin, birtakım hükümler içeren kalıplaşmış fikirlere ters düşmesiyle ortaya çıkar. Kendiniz veya diğer insanlarla ilgili olarak olumsuz kanaatlere, düşüncelere veya duygulara kendinizi kaptırmak üzere olduğunuz her seferde, bütünsel benliğinizde mevcut olan idraki, sevgiyi ve merhameti bir nefes gibi kalbinize çekin ve onları büzülmüş dudaklarınızdan dünyaya doğru yavaş ve nazikçe üfleyin. Nefesi, gayret göstermeden içinize çekerken, çağırınıza karşı direnmeden gelip burnunuzdan giren havayı ve enerjiyi şükranla karşılayın. Eğer müsait bir ortamdaysanız, bunları yaparken bir elinizi (veya her ikisini birden) kalbinizin üzerine koymanız sizin için destekleyici bir unsur olabilir. Bu çalışmayı, her bir seferde dokuz tam nefes süresi içinde yapın. Bu uygulamayı her gün ve istediğiniz sayıda gerçekleştirebilirsiniz. Bu işin anahtarı, vücudunuzda gerçekleşen tüm hareketlerden doğan hisleri, yargılamalarınıza maruz bırakmadan, tamamen oldukları gibi algılamak ve onların farkında olmaktır. Bu farkındalık derinleştikçe yaşamın nefesinin, içinizde dolaşırken sizde uyandırdığı algıları deneyimlersiniz. Bunlar, varlığın bütünleşmiş boyutlarına dair algılardır. Çocuk olduğunuz zamanları tekrar hayalinizde canlandırın. Eğer astımmız veya başka bir sağlık sorununuz yoksa yaşam enerjisinin gücü ve nefesiniz, yaptığınız çoğu şeyde kendilerini belli etmişlerdir. Aklınızda kalan bu türden anılarınız var mı? Atlamak, koşmak, kıvrılmak, dönmek, yüzmek, dans etmek, sekerek gezmek, zıplamak veya güreşmek gibi göğüs kafesi, sırt ve diyaframınızın esnek kalmasını sağlayan tüm bedensel faaliyetlerinize ek olarak, hatırladıklarınız arasında muhtemelen yüksek sesle konuşmak, bağırmak ve sıklıkla şarkısöylemek de vardır—ebeveynlerinizin veya öğretmenlerinizin size susmanızı söylediklerinin haricindeki zamanlarda. Belki size sesinizin çok kötü olduğunu ve bu yüzden şarkı söylemeyi aklınızdan bile geçirmemeniz gerektiğini söylemişlerdir. Bu, çoğumuza olmuştur ve sonuçları, fiziksel ve duygusal bakımdan olduğu gibi öz beğenilerimiz bakımından da yıkıcıdır. Muhtemelen ebeveynlerinizin farkına varmadıkları şey, sesinizi farklı şekillerde kullanışınızın da dâhil olduğu tüm bu faaliyetlerin, yaşam enerjinizdeki doğal gelişime ait yansımanın sizde açığa çıkması ve bunu davranışlarınızla ifade ediyor olmanızdır. Bu hareketleriniz ve çıkardığınız sesler aynı zamanda diyaframınızın esnek ve güçlü kalmasını da sağlar. İçinde bulunduğunuz "eğitim" ve "sosyalleşme" sürecinin etkisi altında, bu açığa ve kanaatlerinize, hareket etmelerini engelleyen bir deli gömleği giydirerek yaşamaya başlarsınız. Sonuç olarak vücut enerjinizi yapay ve sağlıksız bir yolla kendinizden uzaklaştırırsınız. Bu durum sadece, buna rağmen günlük yaşamlarında şarkı söylemeyi ve esneklik sağlayıcı fiziksel faaliyetleri—dans etmek, yüzmek, dövüş sanatlarıyla uğraşmak vs. gibi faaliyetler— yapmayı devam ettiren insanlar için geçerli değildir. Çünkü bu tür faaliyetler, diyaframın zayıflamasını engelleyerek yaşam enerjisinin muhafaza edilmesini destekler.

Şimdi gözlerinizi kapatın ve tekrar bir çocuk olduğunuzu düşünün. Kendinizi, kendiniz olabilmenin mümkün olduğunu hissettiğiniz bir yerde—bir ağaçta, gölde, oyun bahçesinde, bir tepede, sokakta veya en rahat hissettiğiniz yer her neresiyse— ve zamandaymış gibi hayal edin. Kendinizi oradaymış gibi hissetmeye başladığınız zaman, yine hayalinizde beş dakika boyunca atlayın, zıplayın, hoplayın, kıvrılın, dönün, koşun, şarkı söyleyin ve bağırın. Sonra durup, yalnız kalmayı ve tüm bunları yapmayı sevdiğiniz bir yere gidin—ama bu sefer hayalinizde değil, gerçekte. Vücudunuzda, duygularınızda ve düşüncelerinizde olup bitenler hakkında en az beş dakika boyunca tam ve bütünsel bir farkındalık yaşayın ve yaşamın nefesinin içinizde dolaşmasına izin vererek zıplayın, şarkı söyleyin ve aklınıza diğer her ne geliyorsa yapın. Sonra hislerinizi bir bütün olarak kontrol edin. Nasıl hissediyorsunuz? Kendinizi, kendinizle ve çevreyle daha irtibatlı hissediyor musunuz? Peki ya nefesiniz? Her nefes alışınızda, göğsünüzde hareket eden diyaframınızı bir şekilde hissedebiliyor musunuz?”

Bu kitabı bir seri olarak bütünün en yüksek hayrına paylaşmaya niyet ettim. Katkı olsun.