NEFES ALMAYI BİLMEK 9.BÖLÜM/ OMURGAMIZ VE NEFES
Çoğumuz dikkatlerimizi geleceğe odaklayarak, kendimizin bir adım önünde yaşarız. Her şeyden önce, mevcut anın varlığını bir şekilde reddedip, henüz var olmayan geleceği yaşamaya çalıştığımız sürece, derinliklerimizdeki özümüzü oluşturan, sonsuz bilinçle irtibat kurmamız ve kucaklaşmamız pek mümkün olmayacaktır. Bu tür bir irtibat sadece mevcut anı, olduğu gibi kabullenmek ve benimsemekle gerçekleşebilir. Diğer bir deyişle bu ancak, şimdinin yaşayabileceğimiz tek zaman birimi olduğunun farkına varabilmemizle mümkündür. Kendimizin önünde yaşama kavramının beslendiği kaynak; "olmamız gereken" hakkında anlatılan hikâyeler, düşünceler, duygular, yargılamalar ve inançlarla kendimizi tanımlamaya başladığımızda ortaya çıkar. Bu tür anlarda kendimizi gözlemlersek, solunumumuzun çekim merkezinin, hemen üst göğsümüze doğru yöneldiğini fark ederiz. Ve üst göğüs solunumu ise vücudumuzdaki yaşam ve enerji akışlarını olumsuz yönde etkiler. Dahası, nefes alışverişlerimizin hızlanmasına sebep olur.
Bunu denemek için nefesinize teslim olun. Birkaç nefes boyunca sadece nefesinizin size nasıl bir his verdiğini algılayın. Şimdi ciddi bir şekilde, bir süredir ertelediğiniz ve çok yakın bir zamanda gerçekleştirmek zorunda olduğunuz bir işinizi düşünün. Bu projenin size göre önemini ve onu zamanında gerçekleştiremediğiniz takdirde başkalarının düşüneceklerine veya söyleyeceklerine inandığınız şeyleri aklınızda canlandırın. Bu projenin önündeki engelleri ve bunlarla nasıl başa çıkacağınızı düşünün. İşte bu tür durumlarda ortaya çıkan gerilim ve tedirginliklerinizin yükselmesine izin vererek onları gözlemleyin. Şimdi nefesinize teslim olun. Durum nasıl değişti? Nasıl hissediyorsunuz? Şimdi farklı bir deneme yapın. Bu düşünceleri aklınızdan silin ve kendinize doğru yönelin. Ellerinizi karnınıza koyun ve yer tarafından desteklenen ağırlığınızı hissedin. Hangi bedensel pozisyonda olduğunuza aldırmaksızın, vücudunuzdaki hislerin, farkındalığınıza dâhil olmalarına izin verin. Birkaç dakika boyunca bulunduğunuz yerin ve bedensel pozisyonunuzun sizde meydana getirdiği hislerin tadını çıkarın. Nefeslerinizin nasıl da yavaşladığının ve vücudunuzda daha aşağılara ulaştığının farkına varın.
Şimdi sadece bulunduğunuz yere dair algılarınızla baş başa kalarak, yapılması gerekenleri tekrar düşünün ve ürettiğiniz düşüncelerin nasıl da daha sakin ve zekice olduğunu görün. Diğer insanların ne düşündüğünün o kadar da önemli olmayabileceğini anlayın. Gerçek şu ki mevcut an dönüşümseldir. Çoğumuzun alışkanlık edindiği gibi kendimizin önünde yaşayarak, kendimizi gövdenizden ayrılmış ve tek boyutluymuş gibi hissederiz. Tıpkı ayna baktığımızda karşımıza çıkan tek boyutlu, düz ve tersine görüntüyle kendimizi özdeşleştirişimiz gibi... Dikkatimizi, geriye doğru yönelttiğimiz zaman ilk fark ettiklerimizden biri, vücudumuzun bir omurgasının oluşudur. Vücudumuzda ayrıca yüzümüz, boğazımız, göğsümüz, karnımız, belimiz ve başımızın arka tarafı gibi zengin duyu bölgeleri de hemen dikkatimizi çeker. Birden bire üç boyutlu oluveririz; kendi duyumsal derinliğimizi deneyimleriz. Bunu şimdi deneyin. Basit bir şekilde, omurganızı, otururken veya ayaktayken hissedin. Hangi kısımlarında daha az veya daha çok his olduğunun farkına varın. Omurganızın solunumunuzla ilişkisi olup olmadığını da hissetmeye çalışın. Solunumunuz esnasında omurganız hareket ediyor mu? Eğer öyleyse havayı içinize çekerken ne oluyor? Havayı dışarı üflerken ne oluyor?
Şimdi yavaş ve nazikçe öne doğru eğilip belinizi hareket ettirerek omurganızı hissedin. Başınızı öne doğru eğin ve onu omurganızdan bağımsızlaştırarak boşlukta serbest bırakın. Aynı şekilde kollarınızı da serbest bırakın. Bu pozisyonda omurganızı hissederek, dikkatinizi nefesinize yöneltin. Nefesinizi nerede hissediyorsunuz? Solunumunuz ve omurganız şimdi birbiriyle ilişki kurdu mu? Ne şekilde bir ilişki? Bu eğik ama rahat pozisyonda birkaç nefes alın. Sonra hazır olduğunuzu hissettiğiniz zaman dik bir pozisyonda oturarak veya ayakta durarak, ortaya çıkan yeni bütünsel benlik algınızın farkına varın. Kendinizde ne tür farklılıklar hissediyorsunuz? İnsanlar sırtlarını tamamen havayla doldurmakta zorluk çeker. Farkındalıktan uzak yaşanmış uzun yıllardan sonra, eksiksiz bir nefesin verdiği hisleri deneyimlemekten yoksun kalırız.
Şimdi, hemen deneyebileceğiniz ve size faydası dokunabilecek basit bir egzersizden bahsedeceğiz. Öncelikle nefesinize teslim olun. Birkaç nefes boyunca sadece sırtınızın, solunumunuzda önemli bir rol oynadığının farkına varın. Şimdi kendinize sarılacaksınız. Sağ ön kolunuzu (kolunuzun dirsek ve bilek arasında kalan kısmı) sol koltukaltınıza yerleştirin ve mümkünse sol kürek kemiğinizi sağ elinizin parmaklarıyla kavrayın. Bu pozisyondayken kolunuz göğsünüzün üzerine gelecektir. Ve sonra sol kolunuzu da uzatarak, mümkünse sol elinizin parmaklarıyla sağ kürek kemiğinizi kavrayın. Eğer kürek kemiklerinize bu şekilde erişemiyorsanız da önemli değil; buna mümkün olduğunca yakın bir pozisyon alın. Böylece, göğsünüzü sıkıştırmış ve kendinizi nefes alırken vücudunuzun diğer bölgelerini kullanmaya yöneltmiş olacaksınız. Birkaç nefes boyunca kendinize bu şekilde sarılmış hâlde kalın ve aynı esnada, nefes alırken vücudunuzun hangi bölümlerinin çalıştığını fark edin. Örneğin sırtınız ve karnınızın solunumunuza nasıl dâhil olduğunu görebilirisiniz. Sadece nefesinizin hareketlerinin başta sırtınızdakiler olmak üzere verdiği hislerin tadını çıkarın. Kürek kemiklerinizin, havayı içinize çekerken birbirlerinden uzaklaşmalarını ve havayı dışarı üflerken tekrar yakınlaşmalarını hissedin. Ve yine havayı içinize çekerken, omurganızın uzaklaşıyormuşçasına nasıl geriye doğru gittiğini; ardından da nefes verirken geri döndüğünü fark edin. Nefes alıp verirken sırtınızda ortaya çıkan geniş boşluk hissinin, nasıl belirginleşmeye başladığını görün. Şimdi kollarınızı rahat bir şekilde boşluğa bırakın ve tekrar nefesinize teslim olun. Artık sırtınızın, solunumunuza ne kadar dâhil olduğunu; havayı içinize çektikçe açıldığını ve dışarı üfledikçe kapandığını daha iyi kavrayabilirsiniz. Sadece, vücudunuzda dolaşan yaşam nefesinizin verdiği bu hislerin tadını çıkarın. Gün içerisinde bu egzersizi istediğiniz kadar sık uygulayabilirsiniz ama özellikle kendinizin önüne geçip, geleceğe dair tedirginlik hissetmeye başladığınız zamanlara öncelik tanıyın.
NOT: Yazar Dennis Lewis Kitap Adı: Nefes Almayı Bilmek.

