Skip to main content

NEFES ALMAYI BİLMEK – 8.BÖLÜM / LEĞEN KEMİĞİ BÖLGENİZDE BULUNAN KASLARDAKİ GERİLİM, YER İLE BAĞLANTINIZI ENGELLER

Nefes alışverişlerimizin düzenli olmasındaki etkenlerden biri olan, kanımızdaki karbondioksit miktarıyla ilgili olduğunu bilmek önemlidir. Ağzımızdan nefes alırken içimize fazla karbondioksit çekmemiz çok kolaydır. Ve bunu tedirgin olduğumuz zamanlarda, hızlı konuşurken, hızlı yürürken ve koşarken çok yaparız. Böyle zamanlarda hücrelerimize kan taşıyan damarlar daralır. Buna ek olarak, kırmızı kan hücreleri yapışkan hâle gelir kandaki oksijene tutunur. Bu tür durumlarda ciğerlerimize giden ve kanımızda dolaşan oksijenin miktarı çok olabilir ama kanımızdaki bu oksijen, beyin ve diğer vücut hücrel er ine yeterli kalitede ulaştırılamayabilir. Hücrelere giden oksijenin yetersiz oluşu sempatik sinir sistemimizi çalıştırabilir ve bu durum bizi gergin, huzursuz, hırçın ve hatta karamsar bir hâle bile sokabilir. Bazı araştırmacılar, kronik ağızdan nefes alma sorununun ve bununla ilişkili olan hipervantilasyon (aşırı hızlı nefes alma) hastalığının astım, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve diğer birçok tıbbi soruna neden olabileceğine inanmaktadır.

Ağızdan nefes almanın nasıl hissettirdiğini görmek için şimdi ağzınızdan otuz saniye boyunca hızlı ve derin nefesler alıp verin (bunu, eğer yüksek tansiyonunuz veya başka herhangi bir önemli rahatsızlığınız varsa denemeyin). Bu sizi nasıl hissettirdi? Öyleyse sadece nefesinizin burnunuzdan sessizce akıp gitmesine izin verin ve mümkünse nefesinizi bu şekilde almaya devam edin. Dış algılarımız olan görme, duyma, tatma, koklama ve dokunma aracılığıyla birçok etkiye maruz kalırız. Ama algılar dünyasının, çok azımızın bilinçli bir şekilde deneyimlediği farklı bir tarafı daha vardır. Bu, bizleri vücudumuzun, düşüncelerimizin ve duygularımızın içsel boyutlarıyla temasa geçmemizi sağlayan kinestetik (devinduyumsal) ve organik algılar dünyasıdır. Sözde dış dünya denen ortamdan gelen etkiler ve onlardan kaynaklanan düşünce ve duygular genelde daha çok ilgimizi çeker. Bu yüzden bu iç bedensel algıları genelde tanıdığımızı sanırız. Onlara sadece güçlü fiziksel bir etkiye— zevk, acı, rahatsızlık, vs. —maruz kaldığımız zaman dikkatimizi yöneltiriz. Bu talihsiz bir durumdur çünkü içsel algılar sürekli bizimle konuşur; kendimizle, diğerleriyle ve çevremizle olan ilişkilerimiz hakkında bize sürekli bir şeyler anlatır. Şimdi nefesinize teslim olun. Ne hissediyorsunuz? Yüzünüzü, çenenizi, omuzlarınızı, kollarınızı, ellerinizi, göğsünüzü, sırtınızı, karnınızı, kasıklarınızı, bacaklarınızı ve ayaklarınızı hissedin. Buna zaman ayırın. Vücudunuzun farklı bölgelerindeki çeşitli gerilme ve rahatlama alanlarını fark edin. Farkındalığınız vücudunuzun içine; kemiklerinize, vücut sıvılarınıza ve organlarınıza yayılsın. Tek seferde tüm vücudunuzu birden hissedip hissedemeyeceğiniz görün. Kendinizi sanki bu kaslarınızın içinde bir şey taşıyormuş gibi hissediyor musunuz? Aynı zamanda, düşünce ve duygularınızın içinde neler olduğunu da fark edin. Leğen kemiği bölgenizi basit bir farkındalıkla keşfetmek için kendinize birkaç dakika ayırın.

Leğen kemiğinizin, alt nefes alma boşluğunuzun bir parçası olmasından dolayı buradaki kaslar, solunumla yakından ilişkilidirler. Bu kaslara anüs, cinsel organlar ve leğen diyaframı —leğen çukurunu kaplayan diyafram— arasında kalan kısımda bulunan, yani perianal bölgedeki kaslar da dâhildir. Sağlıklı ve doğal bir solunumda, hava içe çekilirken göğüsteki diyafram aşağı doğru hareket eder, göbek dışa doğru şişer, karın bölgesi her yöne doğru genişler ve leğen kemiği bölgesi de hafifçe aşağı doğru hareket eder. Havayı dışarı üflerken leğen diyaframının hafifçe yukarı doğru hareket etmesiyle tüm bu süreç tersine döner. Eğer leğen kemiği bölgesinde kronik bir gerginlik varsa veya burası herhangi bir şekilde kasılmış hâldeyse, kendiliğinden gerçekleşen doğal nefes alma süreci mümkün olmaz. Yaşamın nefesinin içimizde özgürce dolaşabilmesi, leğen kemiği kaslarımızın rahat ve esnek olmasını gerektirir. Dahası, perianal bölge birinci çakranın alanıdır. Fazla gerilmiş ve sertleşmiş bir perianal bölgenin en belirgin işareti güvensizlik ve yalnızlık hissidir. Dinamik olarak rahatladığı ve açıldığı zaman ise kendinizi daha sağlam ve yere yönelmiş hissedersiniz. Ayrıca daha huzurlu olursunuz. Duygularınızın çoğu perianal bölgede yansıma bulur. Bu bilgileri aklınızda tutarak, leğen kaslarınızı basit bir farkındalıkla kontrol edin. Nefes aldıkça orada neler olduğunu anlamak için kendinize iki veya üç dakika verin.

Çoğumuz, leğen kemiği kaslarımızın çok az farkındadır ve dolayısıyla onlardaki kronik gerilimlerden habersizdir. Bu durumda olanların, bu kaslarının daha çok farkına varıp onları güçlendirmeleri ve gereksiz gerilimlerden kurtulabilmeleri için bazı yaklaşımlar mevcuttur. Örneğin, daha sık çömelerek oturmak hemen başlayabileceğiniz iyi bir uygulamadır. Bunu televizyon seyrederken, okurken veya dostlarınızla ve ailenizle sohbet ederken yapabilirsiniz. Çömelerek oturduğunuz zaman, leğen kemiği kaslarınızın nefesinizle nasıl bir ilişki içinde olduğunu fark edin.

Eğer çömelerek oturmanıza engel olacak bir fiziksel hasarınız yoksa bunu hemen şimdi yapmayı deneyin. İki ayağınız yere düz basarken tam olarak çömelemiyorsanız topuklarınızı kaldırarak bunu yapmaya çalışın. Az veya çok, dik bir pozisyondayken, bunu yapmak size zor geliyorsa bir çeşit yarım çömelerek oturma pozisyonuna geçebilirsiniz. Bu yarım çömelişi, topuklarınızın altına sert bir minder koyarak yapabilirsiniz. Veya ağırlığınızı desteklemek ve dengenizi koruyabilmek için ellerinizi yere de koyabilirsiniz. Zaman geçip ayaklarınız, ayak bilekleriniz, bacaklarınız, kasıklarınız, kalçanız ve sırtınız rahatladıkça ve hatta belki de güçlendikçe, kendinizi daha uzun süre boyunca iki ayağınız da yere düz basar şekilde çömelerek oturabiliyor olarak bulacaksınız. Nasıl çömelirseniz çömelin, esas olan bu pozisyonda oturuşun size nasıl enerji verdiğini ve karnınızdaki çekim merkeziyle nasıl irtibata geçmenizi sağladığını kavramaktır. Dikkatinizi, çömelerek oturduğunuz zaman nefesinizin vuku bulduğu yerlerinize yöneltin. Havayı hem içinize çekerken hem de dışarı üflerken karnınızda, sırtınızda, kasıklarınızda ve göğsünüzde oluşan hareketleri fark edin.

Gerçekleştirebileceğiniz diğer bir uygulama, peri anal bölgenizi hissetmek ve onu hızlıca (saniyede iki kere) gerip rahatlatmaktır. (Buranın anüsünüz ve cinsel organınızın arasında kalan bölge olduğunu hatırlayın). Bunu, bulunduğunuz her yerde—otururken, ayakta dururken veya uzanırken— yapabilirsiniz ama uygulama esnasında, yer tarafından desteklenen varlık algınızın, farkındalığınıza dâhil olmasına izin verdiğinize de emin olun. Başlamadan önce nefesinizi kontrol edin. Size nasıl bir his verdiğini algılayın. Daha sonra işaret parmağınızı kullanarak perianal bölgenize güçlü bir şekilde ancak nazikçe bastırın. Parmağınızı orada tutarken, bu bölgeyi germeye ve rahatlatmaya çalışın. Bazı hareketleri hissedebiliyor olmalısınız. Eğer zorluk çekerseniz, çok acil şekilde tuvaleti kullanmanız gerektiğini hayal edin ve böylece gereken kasları gerin. Sonra bu kasları serbest bırakın. Bu hareket, leğen bölgesindeki birçok kası çalıştırdığı gibi aynı zamanda perianal bölgenizi hissetmenize de olanak sağlayacak.

NOT: Yazar Dennis Lewis Kitap Adı: Nefes Almayı Bilmek.