NEFES ALMAYI BİLMEK 7.BÖLÜM / KARIN BÖLGESİNİ RAHATLATMAK / HARA
Nefes Almayı Bilmek kitabı serimize bu video ile devam ediyoruz. Kitabın yazarı Dennis Lewis diyor ki;
"Vücudunuzdaki tüm nefes alma boşluklarınız kolayca hava ile dolabiliyor olmalı. Nefesimizin ana fiziksel merkezi de boşluklardan birinde; göbeğimizin alt kısmındaki, Hara(¹) (Çinlilere göre Alt Tan Tien) adı verilen boşluktur. Fizyolojik bakımdan, bu bölge vücudumuzun çekim ve ağırlık merkezidir. Bu bölgeyi uyandırmaya başlamak için önce ellerinizi, ısınana kadar ovuşturun. Bir elinizi göbeğinizin diğer tarafına (örneğin: sağ el ise, sol tarafa) koyup ellerinizden gelen sıcaklığı ve enerjiyi hissedin. Sonra bu sıcaklık ve enerji tüm karın bölgenize ve oradan da omurganıza yayılsın. Karın bölgenizdeki sıcaklığın, sizi nasıl da doğal bir şekilde rahatlattığını ve nefesinizi nasıl etkilediğini fark edin. Havayı içinize çekerken ne oluyor? Havayı dışarı üflerken ne oluyor? Birkaç nefes boyunca, hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmadan, bu süreci kavramaya çalışın.
Nefes almak sadece havanın dokular üzerinde ilerleyerek hareket etmesi meselesi değildir; aynı zamanda yaşam gücünün de hareket edişidir. Karnınız daha sıcak ve rahat hâle gelince onun, havayı içeri çekerken genişlediğini ve üflerken ise daraldığını fark edebilirsiniz. Bırakın, bu hareketler kendiliklerinden gerçekleşsinler. İleride daha detaylı şekilde de keşfedeceğimiz gibi karnın, nefes alış-veriş esnasındaki doğal genişlemesi ve içe çekilmesi, diyaframın, kendi devinim alanında daha bütünsel olarak hareket edebilmesine yardımcı olur. Tekrar, ellerinizi ısınana kadar ovuşturun, göbeğinizin üstüne koyun ve nefes alıp verirken ne olduğunun farkına varın. Ne olursa olsun, karnınızı herhangi bir çeşit kuvvet veya zorlamayla hareket ettirmeye çalışmayın. Sadece elinizle dokunarak verdiğiniz sıcaklık ve enerji, nefesiniz karın bölgenizde meydana getirdiği hareket üzerinde bir çekim meydana getirsin. Dikkatinizin, karnınızın derinliklerine doğru yönelmesine izin verin ve bu bölgenin nefes alıp verirken açılmasının ve kapanmasının nasıl bir his verdiğini fark edin. Karnınızdaki bu açılma ve kapanmanın, sadece öne ve arkaya doğru değil, yanlara doğruda da nasıl gerçekleştiğini fark edin. En az beş dakika bu şekilde devam edin ve nefeslerinizin nasıl doğal bir şekilde yavaşladığını ve derinleştiğini görün. Ayrıca bu basit ve doğal eylemin, ağırlık merkezinizin alçalmasına ve dünyayla birleşmenize nasıl yardımcı olduğunun farkına varın.
Taşıdığı enerjinin ağırlığı sayesinde, vücudumuzda dengeyi sağlamamıza yardımcı olan çekim merkezimizin, başımızdan aşağı doğru; boğazımıza, oradan göğsümüze; oradan da Hara adı verilen karın bölgemize düşmesi için yapmamız gereken, sadece karnımızı daha çok hissetmek değildir. Aynı zamanda kendimizi dünyadaki organik yaşamın ve doğanın karmaşık metabolizmasını oluşturan devasa zincirleme sistemin bir parçası olarak da hissetmemiz gerekir. Bu sistemin bir parçası olarak, hayatlarımızda çeşitli geçişler yaşarken, yer kürenin bizi desteklemesini ve enerji vermesini nasıl sağlayabileceğimizi öğrenmemiz gerekir. Bu, kendimize dönüş veya diğer bir deyişle eve dönüş sayesinde olur. Bu, varlığın içindeki içsel emniyet ve durağanlığı keşfetmeyi gerektirir. Ve bunu başarmanın yolu ise anı hissedebilmekten geçer. Andaki mevcut varlığımıza doğru yapacağımız bu eve dönüş yolculuğu, kendimizi algılayış biçimimize dair bize önemli bir değişim vadeder. Bunun sebebi çoğumuzun, bulabileceğimiz gerçek anlam ve mutlulukların, sadece geleceğe yönelik amaç ve
beklentilerimizin gerçekleşmesiyle gelebileceğine inanmasıdır. Gerçek şudur ki maddesel anlamda her an dünya ve onun güçlü titreşim alanı tarafından destekleniriz. Ancak dikkatimizi tüketen yargısal düşünceler, duygular ve hikâyeler arasında kaybolduğumuz için sanki bu güçler tarafından desteklenmiyormuş gibi yaşarız. Hatta acı veya zevk duyduğumuzun haricindeki zamanlarda, genelde bir vücuda sahip olduğumuzu bile unutarak yaşarız. Ve bu durum, yaşamlarımızda büyük miktarda gereksiz gerilimlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Öyle ki bu gerilimler nefesinizi, enerjinizi ve bilincinizi kısıtlar.
Öyleyse şimdi birkaç dakika boyunca kendi durumunuz hakkında derin düşünün. Yer küre tarafından desteklendiğinizin ve bu desteğin kayıtsız şartsız olduğunun farkına varın. O destek için hiç bir şey yapmanıza gerek yok. İhtiyacınız olan şey, zaten görünür olanın—deneyimlerinize ait varoluşların— farkına varmak. Ayrıca vücudunuzun da dünya ve atmosferini oluşturan maddelerden meydana geldiğini; dahası sahip olduğunuz her şeyin maddi düzeyde yine aynı şekilde var olduğunu ve tüm bunların fiziksel dönüşümler geçirerek, dünyevi yaşam döngüsü içerisinde varlığını sürdüreceğini hatırlayın.
Varlığı solurken, var olan her şeyin zincirleme bir şekilde birbiriyle bağlı olduğu bu dünyadaki organik hayatın bir parçası olursunuz."
Bu kitabı bir seri olarak bütünün en yüksek hayrına paylaşmaya niyet ettim. Katkı olsun.
NOT: Yazar Dennis Lewis Kitap Adı: Nefes Almayı Bilme

