Skip to main content

NEFES ALMAYI BİLMEK 5. BÖLÜM

 

Nefes Almayı Bilmek kitabı serimize bu video ile devam ediyoruz. Kitabın yazarı Dennis Lewis diyor ki;

 “Bir önceki bölümün sonunda verilen türden soruları incelemek için bir mistik olmamız şart değildir. Dini veya ruhsal inançlarımız her ne olursa olsun, gerçekte kim veya ne olduğumuz, buraya nasıl geldiğimiz, neden burada olduğumuz ve kaderimizin ne olduğu konularında aslında hiçbir şey bilmeyiz. Sözde dış dünya adı verilen ortama dikkatimizi verişimiz ve yaşamlarımızda gerekli olan işleri yapışımızla eş zamanlı olarak, içsel derinliklerimizde yankı bulan bu sorulara da dikkatimizi yöneltmeye başlayabilirsek, mucizeyi— mutluluk veren sonsuz potansiyel algısını— çok derin bir seviyede hissedebiliriz. Bunu şimdi tekrar deneyin. Akla uygun bir cevap beklemeden kendinize sorun: Benim orijinal yüzüm neye benziyor? Ben kimim? Sizi, içinizdeki bilinmeyenlere doğru çağıran bu sorularla yaşamaya başlayabilir misiniz? Onları günlük yaşamınızın sıradan bir parçasıymış gibi hissedebilir misiniz? Tabii ki bunları yapabilirsiniz! Bunun için tüm gereken, içsel samimiyet ve kendinizi aslında tanımadığınızın farkına varışınızdır. Bunu, günlük yaşamınız içinde size hatırlatacak bazı düzenlemeler yapmanız faydalı olabilir. Örneğin, sabah saat 9 ile akşam saat 4 arasında her saat başı bu soruları düşüneceğinize dair kendinizle bir anlaşma yapın. Esas olan bunu günlük bir rutin hâline getirmektir.

                İçimizdeki bilinmeyene dönüş, pratik gerektirir. Çünkü bu konuda çok az tecrübemiz vardır. Bu dönüşteki önemli bir destekçiniz nefesinizdir. Nefesinizin, başta kalbiniz ve karnınız olmak üzere vücudunuzun genişleyen enerji alanları ve boşluklarına ulaşıp, sonra da gözden kayboluşunu izlerken, ruhsal-nefesinizin hareketlerini fark ederek bu uygulamaya başlayabilirsiniz. Bu süreci kolaylaştırmak için bir elinizi karnınızın, diğer elinizi ise kalbinizin üzerine koyun. Sonra dünyevi-nefesinizi izlerken, kendiniz ve başkaları hakkındaki tüm fikir ve yargılarınızın zihninizden uzaklaşmasına izin vererek onların gidişini gözlemleyin. Ve iç dünyanızdaki bir çeşit durağa ulaşıp orada bekleyecekmiş gibi bir an için bilmeme durumuna gelip orada durun. Ve sonra, hazır olduğunda, ruhsal-nefesinizin kendiliğinden belirmesine izin verin.

                Şimdi bunu dikkatinizin, öz benliğinizin içsel boyutlarına doğru yönelmesine izin vererek birkaç nefes boyunca deneyin. O anda gerçekleşmekte olanların size göre olumlu veya olumsuz olduğuna bakmasızın kucaklayıcı olun. Bunu günün diğer zamanlarında da deneyin. Bu egzersize az önce incelediğimiz "Sorularla Yaşamak" uygulamasını da dâhil edebilirsiniz. İçimize akıp duran "yaşamın nefesinin" farkındalığına dikkatimizi yönelttiğimiz takdirde, yeni ve tarifsiz bir boyutun önümüzde durduğunu görürüz. Ona doğru yöneldikçe ilgimiz hemen, küçük ve önemsiz olan "Ben"den—zihinsel, duygusal ve fiziksel varlığımız— uzaklaşarak çok daha büyük bir şeye doğru çekilir.

                Yaşamınızın çeşitli kesitlerinde nefesinizi izlemeyi pratik etmeniz sayesinde, bir duygu durumundan diğerine geçerken, bir yerden başka bir yere giderken, bir işi bırakıp ötekine başlarken veya bir hedeften vazgeçip yeni bir amaç edinirken ortaya çıkan tedirginlik veya belirsizlik duygusundan ötürü sıklıkla nefesinizi tuttuğunuzun farkına varacaksınız. Hayatımızın bunlara benzer birçok geçişlerle dolu olduğunu düşünürsek ve bir de kronik stres ve korkular temelinde şekillenmiş bir sosyo-politik ortamda ya şadığımız gerçeğini buna eklersek, ortaya çıkan sonuca bakınca göreceğimiz şey doğal olarak çok sık nefesimizi tutuyor oluşumuz olacaktır. Öyleyse şimdi kendinizi nefesinize teslim edin. Nefesinizi tutuyor musunuz? Genellikle, nefes tutmak, yardımcı solunum kaslarının küçülüp zayıflamasıyla sonuçlanır ve bu kaslar arasındaki koordinasyonun bozulmasına sebep olur. Gün içinde sıklıkla kendinizi nefesinize bırakın.

                Sık nefes tutmak sadece sağlıksız bir eylem olmakla (ve sıklıkla aşırı hızlı üst göğüs solunumuna yol açmakla) kalmaz, aynı zamanda benliğimizi ve dünyayı deneyimleme yöntemlerimizde ciddi uyumsuzluklar doğmasına sebep olur. Nefesimizi tutmak genelde, bizi tehdit altında bırakabilecek bir duruma karşı yüksek alarm düzeyine geçmemizi veya potansiyel tehlikeleri duymamızı sağlamak için sinir sistemimiz tarafından uygulamaya konulan bir biyolojik bir süreçtir. Bir an için kendinizi gecenin geç bir saatinde yatağınızda yalnız olarak uzanmış şekilde hayal edin. Aniden, evinizin herhangi bir bölümünden gelen beklenmedik bir ses duyarsanız, zihninizin içinde ve vücudunuzda neler olur? Muhtemelen yapacağınız ilk şey, mevcut olan tehlike her ne ise onu daha iyi duyabilmek için nefesinizi tutmak olacaktır. Muhtemelen kaslarınızda, sanki ani bir hareket yapmak için hazırlanıyormuş gibi, bir gerilme hissedeceksinizdir. Her noktasından anlık iletişimin gerçekleştiği günümüz dünyasında, karşımıza çıkabilecek tehditleri, birçoğumuz—farkına bile varmadan— gece gündüz dinlemekte ve dolayısıyla sıklıkla nefesimizi tutarak gerilimlerle dolmaktayız. Böylece bir dahaki sefere kendinizi, nefesinizi tutarken yakalayın. Tekrar nefesinizle tepki vermeden önce vücudunuzun ve zihninizin durumunu gözlemleyin. Hangi gerilimlerin, duyguların ve düşüncelerin sizde ortaya çıktığının farkına varın. Bu, bir anlık süre içinde yapılabilecek bir şeydir. İçinizde gerçekte neler olup bittiğini kavramak, bu gerilimlerden, duygulardan ve düşüncelerden özgürleşmenize yardımcı olacaktır. Böylece kendinizi tekrar gayretsiz bir şekilde ve kendiliğinden nefes alır hâlde bulacaksınız.”

Bu kitabı bir seri olarak bütünün en yüksek hayrına paylaşmaya niyet etttim. Katkı olsun.

NOT: Yazar Dennis Lewis Kitap Adı: Nefes Almayı Bilmek.