NEFES ALMAYI BİLMEK – 3
Kendimize "algı, algıdır" deriz. "İyi nhissettir, kötü hissettirir veya hiç bir şey hissettirmez." Kendimizi daha ayrıntılı hissetmeye başladığımız zaman, içsel algılarımızın birçok farklı yoğunluğa ve seviyeye sahip olduklarını görürüz. Bu yoğunlukların ve seviyelerin, yaşam ve bilinçiliğin altında yatan yoğunluklar ve seviyelerle uyumlu olduğunu öğreniriz. Katı ve dünyevi algılar; sıvı ve su türevi algılar; gazlar ve hava türevi algılar. Acı, buz türevi dar bir algıdır; zevk hissi gaz türevi geniş algılardandır; neşe ve sevgi hisleri isenakışkan ve su türevi geniş algılardandır. Eğer kim veya ne olduğumuz konusunda daha derinlere inersek, iç genişliğimizin ve özgürlüğümüzün "boş" olan ve dolmayı bekleyen açık algısını deneyimleriz. Bu genişlik ve özgürlük, kendilerini şekillendiren düşüncelerin, duyguların, inançların, yargılamaların ve beklentilerin arkasında yatmaktadır. Şimdi vücudunuzu ve nefesinizi hissedin. Yoğunluk, akışkanlık ve genişlik hissi veren algı alanlarınızı birkaç dakika boyunca birbirinden ayırt edin.
Derinlere inmek için, rahat ancak sabit ve dik bir oturuş pozisyonu bulmanız önemlidir. Bu pozisyon, kaslarınızdaki bütün gereksiz gerilimlerin ortadan kalmasına ve yenilerinin ortaya çıkmamasına yardımcı olacaktır. Yerde veya bir minder üzerinde bağdaş kurarak oturmak, bu oturuşu kolayca yapabilen ve bu pozisyonda rahat edebilen kişiler için harikadır ama sırt, kasık, kalça veya bacak kasları bu pozisyonda gerilen kişiler (çoğunlukla Batılı insanlar) için, gergin kasların doğru şekilde nefes almayı zorlaştırmasından ötürü muhtemelen uygun olmayacaktır. Eğer bağdaş kurma pozisyonunda rahatsızlık hissediyorsanız sert bir sandalyenin üzerinde, ayaklarınız yere dik basacak şekilde oturmanız daha iyi olabilir. önemli olan omurganızın, hareket kabiliyeti kısıtlanmayacak şekilde, mümkün olduğunca dik bir pozisyonda olmasıdır. Eğer sırtınız veya belinizle ilgili herhangi bir sağlık sorununuz yoksa sandalyeye arkanızı yaslamamanız en iyisidir. Çünkü yaslanmak, omurganızda baskı yaratır ve bu da diyaframınızın hareket kabiliyetini kısıtlar.
Nefesinizi içinize çekerken —ve tabii ki nefesinizi içinize çektiğinizin farkındayken— burnunuzdan giren, buradan boğazınıza giden, sonra soluk borunuza ve nihayetinde ciğerlerinize ulaşan havayı algılayın. Ve yine farkındalıkla nefes verirken, ciğerlerinizden çıkıp nefes borunuzdan geçerek boğazınıza ve oradan da burnunuza ulaşıp sonunda dışarı çıkan havayı algılayın. Havanın, ciğerlerinize gidiş ve dönüş için kullandığı, geçiş yolu üzerindeki dokularınıza değdikçe, size verdiği hisse dikkatinizi yoğunlaştırın. Girip çıkan hava, burun dokularınız, boğazınız, soluk borunuz ve ciğerleriniz arasındaki elektriksel enerji alışverişlerini ve birikimlerini fark edebilirsiniz. Eğer bu enerji alışverişlerini algılayabiliyorsanız sadece bunun keyfini çıkarın ve onlara sıra dışıymış gibi tepki vermeyin. Onları henüz hissedemiyorsanız, bunu da dert etmeyin; en sonunda yapacaksınız. Asıl önemli olan, özel bir sonuca ulaşmayı ümit etmek veya hayalinizde canlandırmaksızın, zaten gerçekleşmekte olanı kavramak ve onu deneyimleyerek dâhil olmaktır.
Şimdi basitçe, nefes alışınızı en kolayınıza gelen şekilde izleyin. Havayı içinize çekerken, onu içinize çektiğinizin farkına varın. Havayı üflerken de yine bunun farkına varın. Zihninizi nefes alıp verirken içinizde olanlara ve bu olanların size hissettirdiklerine odaklamak, otomatik düşüncelerinizden ve duygusal tepkilerinizden özgürleşmenize yardımcı olacaktır. Mevcut anı daha duyarlı ve açık şekilde yaşamanıza olanak sağlayacaktır. Bu egzersizi tedirgin veya sinirli olduğunuz zamanlarda özellikle faydalı bulabilirsiniz. Nefesinizle çalıştığınız zaman, pratiğiniz öncesinde, esnasında ve sonrasında kendinizi kontrol edin. Çalışırken tüm vücudunuzu hissedin ve ortaya çıkabilecek bütün duygu ve düşüncelerinizi dikkate alın.
Maalesef birçoğumuz aşırı gerilime öyle çok alışmışızdır ki neredeyse yaptığımız her şeyde, farkında bile olmadan gerilimler yaşarız. Bu gerilimler sıklıkla zihinlerimizden, düşüncelerimizden veya değişim tutkumuzdan kaynaklanır. Zorlamalar ve gerilimler olmadan, bir konuda sonuç elde etmenin mümkün olmadığına dair bir tür bilinçaltı düşüncesi vardır. Bu düşünceyi gözlemlemeli ve onun sadece doğru nefes almamızı değil aynı zamanda bu dünyada yaşıyor olmanın verdiği neşeyi hissetmenizi nasıl engellediğini görmelisiniz. Eğer çalışırken, vücudunuzda aşırı gerilim gözlemlerseniz, bunun sebebi çok fazla çaba harcıyor olmanız olabilir. Kendinizi bir kuş gözlemcisi olarak hayal edin. Bunu şimdi deneyin. Nefesinizi tekrar izleyin ancak bu izlemeyi egonuzdan veya düşüncelerinizden değil, kendinizde bulunan sesiz ve bilinmeyen bir yerden yapmaya çalışın. İlk bakışta "gayretsiz çaba" ifadesinin anlamını deneyimlemek zor gibi görünüyorsa da cesaretiniz kırılmasın.
NOT: Yazar Dennis Lewis Kitap Adı: Nefes Almayı Bilmek.

