NEFES ALMAYI BİLMEK-II. BÖLÜM
Yaşamın nefesini, onun verme-alma ilişkisini, gerçekte kim olduğunuzu ve ne istediğinizi keşfetmeye başlamak için yapabileceğiniz en basit, en güvenli ve en açığa çıkarıcı egzersizlerden biri, gün içinde bulunduğunuz çeşitli ortam ve koşullarda bilinçli bir şekilde nefesinizi izlemektir. Bunu şimdi deneyin. Burnunuzdan nefes alırken basitçe, nefes aldığınızın farkında olun. Nefesinizi burnunuzdan verirken ise yine basitçe nefes verdiğinizin farkında olun. Sadece burnunuzdan giren ve çıkan nefesin farkında olun. Bunu birkaç nefes boyunca deneyin. Dikkatinizi tamamen, alıp verdiğiniz nefese yönlendirmenin nasıl bir his olduğunu görün.
Nefes aldığımız zaman aslında ne olur? Nefesi içimize çekerken, yaşamsal maddeler—sadece oksijen ve diğer gazlar değil, aynı zamanda nefesteki ruhsal enerjiler olan Chi, Prana, vs.— içeren dış dünya dediğimiz kavramla dolarız. Sanki yaşamın kendisi içimize doluyormuş gibi onun sırırsız çeşitliliği içimize akarak, bizi yankıları derinliklerimizde zaten mevcut olup açığa çıkmayı bekleyen yeni kavrayışlar ve izlenimlerle doldurur. İlham alırız... Nefes verme gerçekleşirken ise artık bizim için gerekli olmayan her şeyin—fazlalık olan karbondioksit ve diğer gazlar— gitmesine izin verir ve onları diğer canlı varlıkların kullanımına sunulmak üzere dış dünya dediğimiz kavrama iade ederiz. Sonlanırız... Nefesimiz burnumuzdan girip çıkarken, izlemek, dinlemek, farkında olmak ve minnet duymak dışında hiçbir şey yapmamıza gerek yoktur. Günlük yaşantınızda, mümkünse hep burnunuzdan nefes almanız önemlidir. Bunun birçok fiziksel, duygusal ve metafiziksel nedeni vardır. Bunlardan birkaçını burada kısaca inceleyebiliriz.
Birincisi, burun deliklerimizin içini kaplayan kıllar, kir ve toz gibi ciğerlerimize zarar verebilecek zerreleri filtre eder ve burnu iki boşluğa bölen septum üzerindeki mukoza zarı, soluduğumuz havayı ısıtıp nemlendirerek ciğerlerimize gitmeye hazır hâle getirir. İkincisi, burundan nefes almak, kanımızdaki oksijen ve karbondioksit dengesinin kurulmasına yardımcı olan bir etkendir. Burundan çok daha geniş olan ağızdan nefes aldığımız zaman genellikle daha geniş hacimdeki havayı, daha hızlı bir şekilde içimize çeker ve bırakırız. Ve bu genellikle, aşırı nefes almayla sonuçlanır. Gereğinden fazla nefes alma durumu hem fiziksel hem de duygusal sağlımız üzerinde olumsuz etkiler doğurur. Ve üçüncüsü, burun deliklerinizden nefes aldığınız zaman soluduğunuz hava, koku alma sinirlerinizi ve dolayısıyla beyninizi çalıştırır. Bu, beyninizin doğal ritmini korumasına yardımcı olur. Nitekim yüksek bilinç seviyesini desteklemek için gereken koşullardan biri de budur. Şimdi nefesinizi kontrol edin. Burnunuzdan mı nefes alıyorsunuz? Gün içinde sık sık bunu hatırlayın ve burnunuzdan nefes aldığınıza emin olun. Burnunuzdan nefes alıp vererek ayağa kalkın ve nefesinizi gözlemleyip hissederek on beş dakika kadar yürüyün. Nefesinizin, attığınız her adıma nasıl karşılık verdiğini fark edin. Yürüyüş şekliniz nefes alışınızla ve duygusal durumunuzla yakından ilişkilidir. Nefesinizi yürürken hissederek yeni ve daha kişisel kavrayışlar edineceksiniz ve bu kavrayışlar sadece nefesinizle değil duygusal durumunuzla da ilgili olacak. Önce, kendinize göre uygun olduğunu düşündüğünüz herhangi bir yer yerde en az on beş dakika yürüyün. Nefes almak size nasıl bir his veriyor? Hangi duyguları deneyimliyorsunuz? Şimdi yürüyüş şeklinizi inceleyin. Yavaşlayın, hızlanın, daha uzun ve daha kısa adımlar atın, kollarınızı farklı yönlere sallayın ve bunların nefes alışınızı ve duygularınızı nasıl etkilediğini görün. Bu pratiğin sonunda fark edebileceğiniz şey, farkındalıkla yürümenin (aceleyle olup olmadığı fark etmeksizin) daha rahat nefes almanızı kolaylaştırdığını ve dolayısıyla bunun hareket hâlinde bile rahatlama ve huzur durumuna geçmenize yardımcı olduğunu keşfetmek olacaktır.
Nefes alışverişlerimizin düzenli olmasındaki etkenlerden biri olan, kanımızdaki karbondioksit miktarıyla ilgili olduğunu bilmek önemlidir. Ağzımızdan nefes alırken içimize fazla karbondioksit çekmemiz çok kolaydır. Ve bunu tedirgin olduğumuz zamanlarda, hızlı konuşurken, hızlı yürürken ve koşarken çok yaparız. Böyle zamanlarda hücrelerimize kan taşıyan damarlar daralır. Buna ek olarak, kırmızı kan hücreleri yapışkan hâle gelir kandaki oksijene tutunur. Bu tür durumlarda ciğerlerimize giden ve kanımızda dolaşan oksijenin miktarı çok olabilir ama kanımızdaki bu oksijen, beyin ve diğer vücut hücrel er ine yeterli kalitede ulaştırılamayabilir. Hücrelere giden oksijenin yetersiz oluşu sempatik sinir sistemimizi çalıştırabilir ve bu durum bizi gergin, huzursuz, hırçın ve hatta karamsar bir hâle bile sokabilir. Bazı araştırmacılar, kronik ağızdan nefes alma sorununun ve bununla ilişkili olan hipervantilasyon (aşırı hızlı nefes alma) hastalığının astım, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve diğer birçok tıbbi soruna neden olabileceğine inanmaktadır.
Ağızdan nefes almanın nasıl hissettirdiğini görmek için şimdi ağzınızdan otuz saniye boyunca hızlı ve derin nefesler alıp verin (bunu, eğer yüksek tansiyonunuz veya başka herhangi bir önemli rahatsızlığınız varsa denemeyin). Bu sizi nasıl hissettirdi? Öyleyse sadece nefesinizin burnunuzdan sessizce akıp gitmesine izin verin ve mümkünse nefesinizi bu şekilde almaya devam edin. Dış algılarımız olan görme, duyma, tatma, koklama ve dokunma aracılığıyla birçok etkiye maruz kalırız. Ama algılar dünyasının, çok azımızın bilinçli bir şekilde deneyimlediği farklı bir tarafı daha vardır. Bu, bizleri vücudumuzun, düşüncelerimizin ve duygularımızın içsel boyutlarıyla temasa geçmemizi sağlayan kinestetik (devinduyumsal) ve organik algılar dünyasıdır. Sözde dış dünya denen ortamdan gelen etkiler ve onlardan kaynaklanan düşünce ve duygular genelde daha çok ilgimizi çeker. Bu yüzden bu iç bedensel algıları genelde tanıdığımızı sanırız. Onlara sadece güçlü fiziksel bir etkiye— zevk, acı, rahatsızlık, vs. —maruz kaldığımız zaman dikkatimizi yöneltiriz. Bu talihsiz bir durumdur çünkü içsel algılar sürekli bizimle konuşur; kendimizle, diğerleriyle ve çevremizle olan ilişkilerimiz hakkında bize sürekli bir şeyler anlatır. Şimdi nefesinize teslim olun. Ne hissediyorsunuz? Yüzünüzü, çenenizi, omuzlarınızı, kollarınızı, ellerinizi, göğsünüzü, sırtınızı, karnınızı, kasıklarınızı, bacaklarınızı ve ayaklarınızı hissedin. Buna zaman ayırın. Vücudunuzun farklı bölgelerindeki çeşitli gerilme ve rahatlama alanlarını fark edin. Farkındalığınız vücudunuzun içine; kemiklerinize, vücut sıvılarınıza ve organlarınıza yayılsın. Tek seferde tüm vücudunuzu birden hissedip hissedemeyeceğiniz görün.
NOT: Yazar Dennis Lewis Kitap Adı: Nefes Almayı Bilmek.

